Page 56 - Ant Sanat Dergisi - Sayı 11
P. 56

arasında yapılması deneyimini Antalya’da ger-           put olmadığını, bir sanat eseri olduğunu her-
              çekleştirebileceğimizi düşünüyordu. Doğrusu             kese öğretelim istedik. “Heykel sanatı, formlar
              çalışmaların sokakta yapılması ile ilgili cesare-       ve ışık üstünden yapılan kişisel bir yorumdur”
              timden dolayı çok tenkit aldım. Taşlanması, kı-         şeklindeki idealist düşüncelerimizin arkasında
              rılması gibi olumsuzluklarla karşılaşabileceğim         durduk.
              söylendi  etrafımdakiler  tarafından.  Ama  ben         Eserin  küçük  modelini  yaparken  bir  yandan
              kafama  koymuştum  ve  yapacaktım.  Nihaye-             da  meraklı  insanların  sorularına  yanıt  veri-
              tinde gelen sanatçılar hiçbir şekilde yaptıkları        yordum. Kim olduğunu, neden yaptığımı soru-
              heykellerden ve resimlerden para talep etme-            yorlardı. Bir halk kahramanı olduğunu düşü-
              diler. Biz de belediye olarak yaptıkları işlerden       nüyorlardı. Onlara göre ancak ünlü ve önemli
              bir  tane  belediyeye  vermek  şartıyla  kalacak        birinin heykeli yapılabilirdi. Heykel şekillendik-
              yer  ve  yiyecek  teminlerini  sağladık.  Etkinli-      çe  etrafımdaki  insanlar  da  çoğalmaya  başla-
              ğin sonunda o dönemde belediye ambarların-              mıştı. Benden aldıkları cevapları, yeni izleme-
              da 300’den fazla heykel ve resim toplanmıştı.           ye  gelenlere  kendileri  anlatıyordu.  Bir  insan
              Açık  havada  30’dan  fazla  heykel  yapılmış  ve       çemberinin içinde çalışıyordum. Halkı da işin
              bu etkinlik vatandaşların ilgisini çekmişti.            içine  katabilmek  için,  orada  bulunan  çocuk
                                                                      model olarak bir kahveci çırağını, işçi model
              Ebru Nalan Sülün: Şimdi “İşçi ve Çocuğu” adlı           olarak ise bir inşaat işçisini ve işçinin kaslı kol-
              heykelin üretim sürecini, halkla olan temasını,         larının modelini ise askerden yeni gelmiş genç
              yaşanan olayları anlatması için sözü Mehmet             bir delikanlıdan aldım. İlk başta çekindiler tabi,
              Bey’e vermek istiyorum.                                 ama zaman içinde kabullenmeye başladılar ve
                                                                      ilgileri çoğaldı.
              Mehmet  Aksoy:  Türkiye’de  1970-80  arası,             Çalışmalar  için  her  sabah  belediyenin  bize
              sosyal  hareketlerin  çok  önemli  olduğu  yıllar.      tahsis ettiği yerden bir araç bizi alıyor ve ala-
              Bir sanatçı olarak demokrasiden, insani duy-            na getiriyordu. Bir sabah bizi alan her zaman
              gulardan  ve  halktan  yana  bir  tarafım  vardı.       şakalaştığım,  sohbet  ettiğim  şoförün  bana
              Bu tavrı yaşatmak amaçlı bir dernek kurmak              bakamadığını, yüzünün asık ve endişeli oldu-
              üzereydik:  Görsel  Sanatlar  Derneği.  Antalya         ğunu fark ettim. Ne olduğunu sormama rağ-
              film ve sanat festivaline çağrıldığım sıralarda         men bana yanıt vermekte zorlanmıştı. Derken
              Berlin’deydim ve bu beni çok heyecanlandır-             alana geldik ve yaptığım heykelin parçalanmış
              dı. O sıralarda Türkiye’de Maden-İş Sendikası           halde  yerde  yattığını  gördüm.  Çıldırmış  gi-
              ve DİSK grevleri vardı ve bütün kitleleri kap-          biydim.  O  an  yapanı  bulsam  gebertebilirdim,
              sıyordu. Bir taraftan faşizan baskılar da var-          o derece kışkırtıcı bir durumdu. Bunun üstü-
              dı tabii. Ben de bundan yola çıkarak geleceği           ne bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda
              tasvir eden bir çocukla, onun geleceğini koru-          öyle bir hırslanmıştım ki, “Ben bu heykeli bir
              yan kollayan, savunan, direnen bir insan dü-            daha  yapacağım,  hem  de  demirden  yapaca-
              şündüm ve küçük bir modelini yapmaya karar              ğım ki bir daha yıkamasınlar” demiştim. Son-
              verdim. Cumhuriyet’le birlikte heykel yasağı-           ra  kendi  kendime  kalınca,  “Demirden  olmaz
              nın  kalkması,  meydanların  heykellere  kavuş-         ki, nasıl yapabilirim” diye düşündüm. Çok az
              ması, o meydanların anlamlı olmaya başlaması            zaman kalmıştı ve bu mümkün değildi. Aklıma
              geleneğinden gelen birisi olarak, biz de o hey-         kum yerine demirtozu kullanmak geldi ve bu
              kellerden yapalım, halkla tanıştıralım, heykelin        düşüncemi bir mühendis arkadaşımla paylaş-





         56   Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi
   51   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61