Page 59 - Ant Sanat Dergisi - Sayı 11
P. 59

toplumsal gerçekçi resimler yapıyor olmaları.           pankartlar yapmıştım. Beyaz bana göre barışı
                    İkincisi ise Adnan Çoker, Özdemir Altan, Altan          simgeliyordu. Ancak resimlere saldırılar baş-
                    Gürman gibi sanatçıların kendileri ve öğrenci-          layınca  o  pankartların  üzerine  her  görüşten
                    lerinin farklı bir tarzda yaptıkları resimlerdi.        kişiler kendi görüşlerinin simgelerini yazdılar.
                    Mezun  olduktan  sonra  Salzburg  Yaz  Akade-           Resmin üzerine boya fırlatanlar oldu. Biz dü-
                    misi’ne gittim, döndükten sonra askerdeyken             zeltmek  istedik,  ancak  Selahattin  Bey’in  re-
                    Orhan  Taylan’dan  bir  mektup  aldım,  “Antal-         simlerin böyle kalmasını, her görüşten insan-
                    ya’da Duvar Resmi Festivali olacak, ona katı-           ların düşüncesinin yer aldığı dönemin simgesi
                    lır  mısın?”  diye.  Resim  yapmayı  o  kadar  çok      haline gelebileceğini söylemesi bizim hoşumu-
                    özlemiştim  ki  koşarak  gitmiştim  Antalya’ya.         za gitmişti. Bu öneri üzerine öyle bırakmıştık.
                    Herkes  yapacağı  duvarı  seçiyordu.  Ben  37           Bizler farklı duygularla gelmiştik, para gözet-
                    metre uzunluğunda, 1,5 metre yüksekliğindeki            meksizin sanatımızı halka göstermek, sevdir-
                    Mezbaha duvarını seçmiştim. İnsanlar resme              mek, sanatın onların sandığı gibi fildişi kule-
                    dokunabilsinler  istiyordum.  En  büyük  han-           sinde olmadığını, ayaklarının altında olduğunu
                    dikabım yerin mezbaha olması ve benim kan               göstermekti  amacımız.  Şimdi  ise  metrekare
                    kokusundan  nefret  etmemdi.  Ama  sanat  için          hesabına göre duvar resmi yapıyorlar. Bizimki
                    buna da katlandım. Bir süre sonra alışmıştım.           tamamen bunun dışında bir şeydi.
                    Düşünsenize her gün canlı hayvanlar geliyor,
                    et  olarak  çıkıyor,  kamyonlara  yükleniyor  ve        Tuncer Çetinkaya: Bu noktada eksik kalan bir-
                    ben onların arasındayım. Bu duvarın tam or-             kaç  noktaya  ilave  yapmak  istiyorum.  70’lerde
                    tasında bir kapı vardı. Sağ tarafına kapitaliz-         dönemin  aktörleri  bakımından  temel  bir  olgu
                    mi  simgeleyen  mekanik  formlar,  sol  tarafına        var. O da toplumsal gerçekçilik akımı ve idealizm
                    da yürüyen işçiler yapmıştım. Modellerim de             kavramı. MC (Milliyetçi Cephe) yılları. Sözgelimi
                    tabi ki oradaki kasaplardı. Hiç unutmuyorum             dönemin Antalya Valisi, Cihat Aral’ın Kapalı Spor
                    Caner diye bir kasap vardı, fotojenik bir yüzü          Salonu’na yaptığı “İşçi Analar ve Çocukları” adlı
                    vardı, en başa onun portresini yapmıştım. Gü-           resmini  Beden  Terbiyesi  Genel  Müdürlüğü’ne
                    zel  de  olmuştu.  Saldırılar  başladıktan  sonra       şikâyet ediyor ve eserin yok edilmesi talebinde
                    hayatından kuşku duymaya başlamıştı, çünkü              bulunuyor. 1979’da, dönemin Ege Ordusu Komu-
                    resmi görenler, “Sen de mi bu adamlarla be-             tanı olan Kenan Evren’in Antalya’ya gelişi, Or-
                    rabersin” diye tehdit etmeye başlamışlar. Bir           han Taylan’ın “Prometheus” adlı eserindeki işçi
                    gün  benden  yüzünü  değiştirmem  konusunda             yüzünü Stalin’e benzetmesi ve 12 Eylül’ün ardın-
                    ricada bulunmuştu. Ben de ona uygun bir şey-            dan yapıtın yok edilmesi talimatını vermesi söz
                    ler yapmaya çalıştım tabi.                              konusu. Türkiye’nin toplumsal, sosyolojik, kültü-
                    Bize  akrilik  boyalar  verilmişti,  karıştırarak       rel süreçleri hep yaşanan dönemle ilişkili tabi ki.
                    kendi  renklerimizi  bulup  resim  yapacağımız          Bu  deneyimin  bize  gösterdiği  bir  gerçek  var.
                    duvarın önüne götürüyorduk. Bu resimleri ya-            Halkın bu tür kültürel ve sanatsal olguları de-
                    parken  herkes  özgürdü.  Akşamları  başkanın           neyimleme olanağı olsa, ona ne kadar yatkın ol-
                    bize tahsis ettiği sahildeki evde akşam yeme-           duğunu göstermesi bakımından Antalya Plastik
                    ğimizi  yerken  günün  dökümünü  yapıyorduk.            Sanatlar  Sempozyumu’nun  hem  kent  hem  de
                    Konu  yönlendirmesi  yoktu,  herkes  istediğini         ülke sanat tarihi açısından çok ciddi önemi ol-
                    yapıyordu.  Resmime,  belli  bir  görüşü  simge-        duğunu düşünüyorum.
                    lemesin diye içini boş bıraktığım beyaz renkli          Mehmet Aksoy: Bu sempozyum, günümüzden






                                                                                           Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi  59
   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64