Page 79 - Ant Sanat Dergisi - Sayı 11
P. 79

Geçen gece eve girerken kapı önünde iki gündür          yalan  olur.  İhsan’ı  ve  kendimi  görüyorum  her
                    bekleyen mektup ilişti gözüme.  Defalarca açılıp        ayrıntıda.  Sürükleniyor,  düşüyor,  ezilmemek
                    kapatıldığından zarfın üstü parmak iziyle doluy-        için kalkıyoruz yeniden onun anlattığı kanalda.
                    du. Pula vurulmuş kırmızı Amele Postası damga-          İki lokmayı mideye gömdükten sonra alıyorum
                    sıydı ilk gözüme çarpan. O gün de dokunmadım,           mektubu. Kapı önüne bırakılmış zarf gibi parmak
                    bırakıldığı yerde kaldı zarf. Ne yalan söyleyeyim       iziyle dolu üstü. Gözlerim sayfada gezinirken o
                    tüm mahalleliyi dolaşsın, her evde sedirin baş-         ilk cümle çekiyor yine beni içine.
                    köşesine tünemiş dedeler torunlarının sesinden          Sevgili  kardeşim,  o  sabah  evden  çıktığımda
                    dinlesin istedim yazılanları. Düşündüğüm gibi de        umutluydum. Bir gün önce işçi kahvesinde bu-
                    oldu. Daha öncekiler gibi günlerce gitti geldi zarf.    luşmuştuk Raşit’le. Sözleşmiştik, amele pazarı-
                    Son okuduğum mektuptan sonra hiçbir zarfı aç-           na varıp günübirlik de olsa bir şeyler bulacak-
                    mak gelmiyordu içimden. Yazılanları her gün ya-         tık. Ertesi sabah pazara vardığımda benim gibi
                    şıyoruz zaten, demişti İhsan. Sittin senedir bize       onlarca adam dolanıyordu ortada. Koca bir elin
                    çizilen kader aynı olum. Haklıydı. Gökdelen in-         tepeden savurduğu yeme üşüşmüş kuşlar gibi
                    şaatının en üst katındaydık bunları konuşurken.         öbek öbek koşturuyorduk. Konuşanlar, gülenler,
                    Kentin hayhuyu ayaklarımızın altındayken, arsız         cebindeki son kuruşla aldığı simidi kemirenler.
                    rüzgâr saçımızı uçuruyordu. Taşlığın üstündeki          Delikanlılar,  kocamışlar,  hepimiz  birazdan  gö-
                    zarfa  baktım  tekrar.  Bahçe  duvarından  atlayıp      rünecek rızkımıza odaklanmıştık. Neden bilmem
                    bir adımda giriyorlardır avluya. Kalsın öyle, yarın     sözleşmiş olmamıza rağmen Raşit yoktu orta-
                    bir başka fırlama, duvarı aşıp mektuba ulaşsın.         larda. Dert etmediydim amma, bir kişi eksildik
                    Kendi kaderini erkenden gören var mıdır acaba           iyi oldu, dediydim içimden. Neyse lafı uzatma-
                    satırlarda.  Gözlerinde,  bir  yasağı  çiğnemenin       yayım. Kıllı terli bir sürü adam aç yırtıcılar gibi
                    hazzıyla  parlayan  ışığın  kendi  yazgılarını  iyice   yolun başında görünecek olanı bekliyorduk. Bir
                    görünür  kıldığını  anlıyor  mudur  hinoğluhinler.      ara ne olduğunu anlamasam da kalabalık hare-
                    Onlar anlamasa da dedeler seziyordur elbet. Be-         ketlendi, geniş yola doğru onlarca adamın aktı-
                    nimki gibi ninesi olanlar da mırıl mırıl dinliyordur    ğını gördüm. Durur muyum ben de seğirttim he-
                    ömür  kaymağı  nasihatleri.  Kapıyı  araladığımda       men o yana. Kafama, gözüme kollar dolanırken
                    içim rahatlıyor. Bir iki lokma da attık mı tamam-       akarsu gibi sürüklendik bir müddet. Sağım so-
                    dır. Odanın ortasındaki sobaya bıraktığım çay-          lum, önüm arkam silme adam doluydu. Hepimiz
                    danlığı ocağa koyuyorum. İhsan’dan hatıra rad-          tek parça olmuş akıyorduk. Yolun sonuna var-
                    yonun kulağını kıvırıyorum.                             mayı başarırsak bugünkü rızkımızı çıkaracaktık
                    Hacel Obası’nı engin mi sandın                          elbet. Raşit olmasa da onlarca adam bir araday-
                    Ayağında potini var zengin mi sandın.                   dık. Solumda bir gün önce gördüğüm iri kıyım
                    Yumurta kırıyorum sahana. Bugünü de kurtar-             delikanlı çarptı gözüme. Yozgatlıların kahvesin-
                    dık şükür. Elimde tepsiyle kanepeye dönüyorum.          den geliyor, dediydi Raşit. Bir dönerci açacakmış
                    Yolluğun üstüne yığılı mektupları itiyorum kena-        üç beş kuruş denkleştirince. Adı Sorgun Döner,
                    ra.  Biliyorum  birazdan  kapıma  bırakıldığı  gün-     olacakmış. Yan gözle süzdüm herifi azıcık önü-
                    den  beri  merakla  okuyup  durduğum  mektubu           ne geçmek istesem de beni dört yanımdan kuşa-
                    bir kez daha okuyacağım. Bir süredir ne kadar           tanlardan ayrı hareket etmem mümkün olmadı.
                    istemesem de adını bile bilmediğim bu adamın            Nice  sonra  birileriyle  boğuşmayı  bıraktığımda
                    mektubunu  okuyup  duruyorum.  Sözcüklerinde            anladım yüksek duvarlarla çevrili büyük bir ka-
                    beni  çekenin  ne  olduğunu  bilmiyorum  desem          nala  sürülmüştük.  Güneşin  iyice  yükseldiğini






                                                                                           Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi  79
   74   75   76   77   78   79   80   81   82   83   84