Page 83 - Ant Sanat Dergisi - Sayı 11
P. 83
Yörük’te Kıpırdanma rek sahile inse de, asıl göç başlama mevsimi
İşte Yörük’te ilk kıpırdanma, bu tarihten sonra (Hıdrellez) 6 Mayıs tarihidir. Havaların uygun
başlardı. Kışın sakin sakin oturan Yörük artık ve serin gitmesinden dolayı yaylaya gitmeye-
bundan sonra, Yörüklüğünü düşünmeye baş- cek gibi duran Yörükler, Hıdrellez’in ertesi günü
lardı. “Yürümek, daha yükseklere çıkmak” his adeta bir içgüdü ile çadırlarını yıkarlar. Obası
ve dürtüsü bundan sonra coşardı. Gözler ku- göçmüş bir Yörüğü yolundan alıkoymak imkân-
zeydeki dağlara çevrilir; yerlerini ‘pirelendi’ sızdır. Kadını doğuracak bir durumda olsa da,
diye değiştirirlerdi. Hayvanlarına da yeni ayak erkek devesini, sığırını yitirse de göçer. Çadırda
basmadık otlaklar ararlardı. Mart sonlarında, ölmekte olan bir hastası olsa da göçer.
artık dağlar selam almaya başlardı.
Gerçekten de kış gelirken uysal ve çekingen “Yörük Kısmı Bu Kadar Ölür!”
bir yüz göstererek sahile inen Yörükler, sa- 1960’lı yıllarda Serik yöresindeki Yörüklerden
hildeki köylülerin tarlaları üzerinde ekinlerine Pertek Mustafa’dan şu öyküyü dinlemiştim:
verdikleri zararın onda birini bile karşılama- Obası göçmüş olan bir Yörüğün çadırları yıkıp
yan bir otlak ücreti karşılığında köy yakının- da yola koyulduğu bir sırada ihtiyar ve hasta
da yerleşirlerdi. İlkbaharda dağlara, yaylalara olan babası ağırlaşır. Mecburen yolda konak
doğru gitme isteği doğduğunda eski uysallığı verilir. İki-üç gün beklenildiği halde ihtiyar bir
bırakarak tabiatlarında gizli olan dik kafalılığı türlü ölmez; can çekişme uzun sürer. Obasın-
gösterirlerdi. dan geri kalmakla sabrı tükenen Yörük, bir gün
Yörükler her yıl, yaz ve kış yurtlarını istedikle- sabah babasının hala kesik bir hırıltı ile yaşa-
ri gibi değiştirmek olanağına sahip oldukların- makta olduğunu görünce, yakındaki bir köyün
dan, Yörük kelimesinin “yürür” kelimesinden imamını çağırtır; ölülere has yıkama ile gömül-
türetildiği sanılmaktadır. mesini söyler. İmam, daha yaşadığını söyleyin-
Motorlu taşıtların henüz yaygınlaşmadığı yıl- ce de, “Yörük kısmı bu kadar ölür” der.
larda Yörüklerin, yazın üç ay yaylada, kışın Göç mevsimi gelince Yörüklerde önemli bir
altı ay sahilde oturarak geriye kalan üç ayı da hazırlık başlar. Atlar, kısraklar, eşekler nal-
yolda geçirdikleri hesaplanmıştır. Ailesi, ço- lanır; kadınlara sarı çizme ve başörtüsü, pa-
luk-çocuğuyla, eşyası ile hayvanları ile yağmur zen basmalar alınır. Kahve, şeker, sabun gibi
altında, çamur ve fırtına içinde her yıl bitmez ihtiyaçlar karşılanır. Değirmene gidilerek un
tükenmez bu yolculuğu neden yaptıkları soru- yapılır, tüfekler tamir olunur. Çadırlar yıkılır,
suna Yörük, görenek ve alışkanlıktan söz eder. her şey develere sarılır, kediler, tavuklar bile
Bazı Yörükler vardır ki kış mevsiminde iken, bunlara yüklenir. Taze çocuklar, beşikleri ile
“bu yıl artık yaylaya gitmeyeceğini, yerleşip ka- develere asılır.
lacağını” söylediği ve sözünde samimi olduğu- Genç kadınlar kırmızı pazen elbiselerini ve
nu ileri sürdüğü halde, ilkbahar geldi mi gidip sarı postallarını giyerler. Al, dört köşe yazma-
gitmemekte tereddüde düşer. Hele obasındaki ları ile başlarını örterler, yünden yapılmış püs-
Yörüklerden biri çadırını yıkıp da devesini çekti küllü kuşaklarını bellerine sararak, püskülleri-
mi. artık verdiği karar değil başka hiç bir dış güç ni arkalarına sarkılırlar. Tüylü ve yolu bilen bir
bile onu gitmekten vazgeçiremez. deve, kervanın önüne katılır ve obanın en genç
Bu nedenle “Yörük’e ‘göç’ demekten daha çok, gelini yolu bilen devenin önüne düşer, kafile
bir çadır indirme yeterlidir” derler. Bazı Yörük- hareket eder. Göçün hayvan sürülerini kadın-
ler karı çiğneyerek yaylaya gidip karı çiğneye- larla çocuklar serer. Toy kısrak, sığır sürüsü
Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 83
