Page 98 - Ant Sanat Dergisi - Sayı 11
P. 98

“Iki Parça Güvercin Olaydım”







                            68 kuşağı iyi bilinir. 78 Kuşağı da öyle… Fakat 88 Kuşağı pek bilinmez. Kayıp bir
                          kuşaktır aslında bizimki. 12 Eylül faşizmini sokaklarda, meydanlarda, sınıf-
                         larda, okullarda, yurtlarda, üniversitelerde gerileten kuşaktır; fakat kitabı
                                        yazılmadı, şarkısı söylenmedi, filmi çekilmedi.



               B             u konuda bir tek Nabi Kım-                  İdris        henüz  okula  bile  gitme-y e n
                             ran’ın, “Ne Geçmiş Tüken-
                                                                                      kız  kardeşim  elinde.  Kabinin
                             di,  Ne  Yarınlar”  isimli  ki-
                                                                                      camından görüyoruz birbirimi-
                             tabı var benim bildiğim. O
                                                                                      yukarı kaldırıp delikli saçtan se-
                             dönemin tanınan yüzlerin-                   ÖZYOL        zi, ama konuşmak için başımızı
              den biridir Nabi. Birkaç tartışma başladı,                              simizi  duyurmaya  çalışıyoruz.
              ama  fazla  ilerlemedi.  88  kuşağının  da  dönüm       Ne konuştuk hatırlamıyorum. Konuştuklarına
              noktaları, unutulmaz tarihleri vardır. Bunlardan        değil,  anneme  bakıyordum  çünkü.  Hatırla-
              biri 14 Nisan 1987… ANAP (Anavatan Partisi) ik-         dığım tek şey elinden tuttuğu kız kardeşime,
              tidarının hazırladığı tek tip öğrenci derneği ta-       “Bak abin” diye beni göstermişti annem. “De-
              sarısına karşı ‘bir yürüyüş eylemiştik’. Önce İs-       ğil” demişti kız kardeşim. Küçücüktü daha. Ora-
              tanbul, sonra Ankara, ardından İzmir… Binlerce          da olmak istemiyordu belli ki. Bir çocuğun asla
              öğrencinin meydanlara çıktığı günlerdi.                 olmaması, görmemesi gereken bir yer. Askerler,
                                                                      gardiyanlar, demir kapılar, tel örgüler, duvarlar,
              “Baban Sabaha Kadar Ağladı”                             duvarlar, duvarlar. Bir abinin ne işi olabilir ki

              İstanbul’da gözaltına alınanlardan biri de ben-         buralarda? Bir oyun filan değil bu. O ‘değil’ sö-
              dim. Kırmızı kaplı deftere bakıldığında başka           zünün yarası hala içimde durur. Annem ve kız
              icraatım da bulunduğundan, tutuklandım. Ad-             kardeşim. İkisi de yaşamıyor artık. Ne çok öl-
              res: Bayrampaşa Cezaevi… Önce babam geldi               müşler!
              ziyarete. “Bir ihtiyacın var mı?” diye sordu hiç
              renk  vermeyen  bir  ifadeyle.  Adalet  Partili’y-      “İki Gözünün Üstüne Konaydım”
              di  babam,  ayrı  kutuplardaydık.  Ayakkabımın          “İki parça güvercin olaydım / İki gözünün üstü-
              altı açılmış, bir dil gibi sarkıyordu. Onu gös-         ne konaydım” sözleri işte o gün, o görüş kabi-
              terdim.  “Tamam”  dedi  sadece.  İki  saat  kadar       ninde düştü yüreğime. Bir gün sonra da kâğıda
              sonra tekrar adım anons edildi, gittim. Babam           süzüldü sözler. Onur Akın okul arkadaşımızdı.
              ayakkabı bırakmış idareye. Babaların oğulları-          Süleymaniye’de  caminin  karşısındaki  dükkân-
              nın ayakkabı numarasını ezbere bildiğini o gün          lardan birinde Malatyalı Şeref Abi’nin kahvesi
              anladım. Hapisten çıktıktan yıllar sonra da an-         vardı o yıllarda. Öğrenci babası bir adamdı, en
              nem, o günkü babamı itiraf etti: “Baban saba-           azından biz öyle biliriz. Okul ve eylem dışındaki
              ha kadar ağladı”. Babam yaşamıyor artık...              vaktimiz oralarda geçerdi. Onur Akın sabahtan
                                                                      çalmaya  başlar,  öğleden  sonra  gibi  başka  bir
              Camın Öte Yüzünde Annemler                              tını  tuttururdu.  Bana  da  söz  yazmak  düşerdi

              Daha sonra annem geldi ziyarete. O günlerde             bu tınılara. Bir gün bizim Kocamustafapaşa’da-





         98   Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi
   93   94   95   96   97   98   99   100   101   102   103