Page 48 - ANT SANAT 12
P. 48

Zafer Gençaydın’a Saygı Sergisi





                Sezgilerini çoğaltmanın, yaşamın gizini ve büyüsünü kutsamanın, görünmeyeni anlamanın,
                dış gerçekliği aşarak yeni bir gerçeklik yaratmanın, yaşamı başka imgelerle okumanın ve iç
              dünyasındaki en uzaklara çekilmenin kıyısında başlardı ressam Zafer Gençaydın’ın resimleri.







                                                                      İbrahim
                                                                      KARAOĞLU

               R             enkler  dışında  doğadan  hiçbir         bir  yeryüzü  şarkısını  dillendirerek,  kaligrafik

                             şeyi ödünç almadan, içsel dön-
                                                                      notalar  serpiştirirdi  tuvallerinin  yüzeylerine.
                             gülerin itisiyle, içinde bir başka
                                                                      İçsel haykırışlarla dışavurduğu resimsel sen-
                             dil uç verdiğinde; gerçeğin düşle
                                                                      rını, uçarı duygulara belenmiş şiirsel biçimle-
                             bozulmuş  halleriyle  sürerdi  ya-       foni;  en zıt  renklerin  tınılarını,  aykırı akorla-
              ratı serüveni. Senfonik bir müziğin derinliğin-         re dönüştürürdü. Yaratıcı benini resimlerinin
              de; yaşamın soluk  gölgelerinden içsel aydın-           içindeki  lirizmle  sunar.  Görsel  dünyayı,  içsel
              lığa  ulaştığında,  içindeki  düğümleri  renklerle      imgelerine indirgeyerek çoğaltırdı.
              çözüp, doğadan yansıyan görüngülerden çok,              Rüyaları kadar özgür ve rüyaları kadar yaşa-
              iç dünyasının dehlizlerinde gezinerek düşleri-          ma  yakındı  resimleri.  Çerçeveler  kurmazdı
              ni yeni bir gerçeklikle tuval yüzeyine yansıttı-        yaşama.  Bilirdi  sanal  çerçevelerin  silineceği-
              ğında şekillenirdi yapıtları. Aslında yansıtmak-        ni. Sınırsız bir düş evreninde gezinirdi; çünkü,
              tan çok dönüştürürdü yaşamı, dahası yeni bir            yaratı özgürlüğünün uç verdiği yerde silinirdi
              yaşam üretirdi.                                         sınırlar. Sonsuz yolculuklara çıkardı iç dünya-
                                                                      sında.  Alışılmış  kodları,  öğrenilmiş  ezberleri
              Yıllar önce Prof. Jale Erzen’le yaptığı bir söyle-      bozarak,  kendi  resim  dünyasıyla  sorgulardı
              şide; “Gerçekleri görüntülerinden soyutlamak,           kendini. Bir Mahler senfonisi kadar zıtlıklarla
              özü  değiştirmek  değildir.  Tersine  ayrıntıları       yüklüydü resimleri. Mahler müziğinin döngü-
              ayıklamak,  karmaşadan  kurtarmak  demektir.
              Bu nedenle, gerçeği soyut ögelerle yansıtma-
              ya ve özüne inmeye çalışıyorum. Picasso’nun
              ‘Ağlayan  Kadını’ndaki  elemi  ya  da  Goya’nın
              ‘Kurşuna Dizilenler’indeki dehşeti, hiç bir fo-
              toğrafın o denli güçlü olarak yansıtabileceğini
              düşünemiyorum” demişti. Hep o söylem etkin
              oldu yapıtlarında.
              Yaşamla  arasındaki  ateş  duvarı,  içine  doğru
              yıkıldığında;  içindeki  karmaşayı,  anksiyeteyi
              devindiren her şey bozardı imgelerini. Yeni im-
              gelerle arınırdı yaşamın karmaşasından; soyut




        48    Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi                                                                                                                                                                  Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi  49
   43   44   45   46   47   48   49   50   51   52   53