Page 62 - ANT SANAT 12
P. 62
malı. (https://www.sosyalarastirmalar.com/ yolculuğumdan da bir ‘sapma’ oldu böylece.
articles/questions-in-poems-sample-of-fer- Kaçtığım yer mi? Kovit 19 günlerini yeniden
ruh- tun.pdf) İlginç bir konu bu… Bir genç şa- anımsatmak isterim: Artık, dünyanın eski ha-
ir-eleştirmen olan Eray Sarıçam da ‘Sokratik lini yaşayamıyorsak, hayatın olağan akışını
ironi’ olarak nitelendirdi bu durumu. Ona göre alt üst etmiş olan bu salgına mı odaklanmalı,
-ki buna katılıyorum- soruların pek çoğu ‘bil- yoksa hayata olağan bakışımızı, duyuşumuzu
mezden gelme’ ya da ‘cevabı içinde taşıyan ve bilişimizi mi sorgulamalıydık bu salgın sa-
sorular’. (https://edebistan.com/deneme/me- yesinde?
lez-zamanlar-in-ironik-sairi-ferruh-tunc) Kaçış Rampası’ndaki şiirlere yönelmemdeki
temel soru bu. Yazdıklarım birbirini izledikçe,
O zaman Kaçış Rampasına Geçelim mi? Bu ikinci seçeneğe yöneldiğim anlaşılıyor: Şiirin,
kitap, az önce konuştuğumuz Sepya’dan ol- başka türlü bilişleri sorgulayabilme özelliğinee
duğu kadar, az sonra konuşacağımız Cehen- işaret etmeye çalışan bu metinleri, elbette ki-
neme Doğru’dan da oldukça farklı. Kitabın taptaki şiirler böylesi şiirlerden ibaret değil, o
adına gönderme yaparak sorarsam; Kaçtığı- günlerin bu yönelimine borçluyum. Böylece bu
nız ya da gittiğiniz yer neresi? dosyada, şiir düşüne (felsefeye), düşün(felse-
Hayatımızın kontrolünün kendi ellerimizde fe) de şiire oldukça yaklaşmış oldu. Bu deneyi-
olduğu kanısını aniden geçersizleştiren, o ne- mimden yola çıkarak gördüm ki; özne, nesne ve
reye varacağı belirsiz Kovit-19 salgını günlerin- gerçekliğin doğası hakkında düşündüğümüz-
de yazdığım şiirleri bir dosya haline getirmeye de mutlaka felsefenin sanata göre daha biliş-
başlamışken -artık sokağa çıkma yasakları kal- sel olan kavramları ve belirgin olan yöntemleri
dırılmıştı- çıktığım bir yolculukta yol kenarında içinde kalmamız gerekmiyor. Sanat da bir bil-
gördüğüm trafik işareti, kitaba bu adı vermeme me biçimi ise eğer, -ki öyledir- felsefenin konu-
ve şiirleri biriktirdiğim dosyaya bir epigram-şi- su gibi görünen temalar sanatın/şiirin kendine
ir eklememe yol açtı. Bunlar, yoğun bir şekilde özgü yöntemi ile de ele alınabilir; yeter ki, şiir
Cehenneme Doğru ve Sepya adlı kitap dosya- kalmayı ya da olmayı başarabilsin yazılanlar.
larımı toparlamaya çalışırken başıma geldi. Ka- Hem böylece alışılagelmiş sanat söyleminin/
çış rampası, andığım iki kitabı yayına hazırlama poetikasının da dışına çıkmış olabiliriz belki.
“Boru hatlarından çoşkun ifrazat fakat /
Radyoaktivite sızıyor nükleer körfezlerden”
…
“Askeri üslerden derken, kıçı büyük uçak ge-
milerinden / Bize de bir gün demokrasi ar-
mağan edecekler.”
Sepya’dan ve Kaçış Rampası’ndan çok farklı
olarak, Cehenneme Doğru adlı kitabınızdaki
çağın karanlık yüzünü anlatan şiirler, baskın
bir şekilde insanın içini acıtıyor. Giderek üs-
tümüze sinen bu şiddet, mekanikleşme, rad-
yoaktif madde kokusu insanın şiire, şiirin in-
sana benzeyen yanlarını sizce nasıl etkiliyor?
62 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 63
