Page 70 - ANT SANAT 12
P. 70
Şunu da ekleyeyim; esirin derinlere kaçan rine ait olduğunu anlamak zor değil. Hem biz
gözlerini neden aramadım biliyor musunuz! insanları aydınlatırken gerçeğe değil insanla-
Hani bir ovanın ortasında iki üç cılız ağacın rın neyi seveceklerine, beğeneceklerine baka-
arasında, uzaktan asla seçilmeyen kuyular rız.! Ne yaparsınız, ben emir kuluyum söyle-
vardır. Bir zamanlar vardı mı demeliyim. Bu diği değişiklikleri yapacağım. Hem şimdilerde
kuyuların derinlerindeki suyu görenleriniz çok popüler Christopher Nolan ne demişti:
artık olmayacak. Bu yüzden dilimin döndü- “İnsanlar büyü değil, büyülenmek istiyorlar.”
ğünce ayrıntılı anlatacağım. Derinliğinin bir Kara kedi, kara kedinin kuyruğu! Realizmmiş,
kucak karanlığına tüm gökyüzünün sığdığı modernizmmiş, postmodernizmmiş tümü saç-
suyun yüzündeki karanlık sallanarak bir ışık malık. Altı üstü insan hallerimiz hepsi bu.
yayar. Türkülerin, ağıtların ama en çok da ma- Yine de siz yazarları hafife almayın. Bu satırları
salların düşüp çıkmak için durmadan çırpın- yazan ne U- Bahn metrosuna bindi ne de Fre-
dığı suya bakmak müebbede mahkûmiyettir. derick Caddesi’nde yürüdü. Google’dan bunla-
Çok kişi bunu da bilmez, Narkissos kendini ra ulaşmak çocuk oyuncağı. İtiraf etmeliyim ki
bu kuyuya atmıştır; kendi güzelliğini kucakla- “esir” in fiziksel özelliklerini yazıya eklemek için
mak için değil masallardaki peri kızlarını ku- II. Dünya Savaşı Rus asker görsellerini aramak
caklamak için! Yeryüzünde ne kadar büyülü da aklımdan geçmedi değil. Üşenip vaz geçtim.
yüzük varsa bu kuyuların birindedir mutlaka. Frisch’in öyküsünü böyle iğdiş edip kolajlayan
Siz bu çağda büyü mü olur diyeceksiniz. Bin- bu adamların amacı belki de öyküyü günümü-
lerce yılda yuvarlanan ve insanları büyüleyen ze yaklaştırıp akımlardan kurtarmak ve böyle-
bu yüzüklerin tümü o kuyulara düşmeseydi ce oluşturdukları üst kurmacayla postmodern
büyünün gerçek olduğuna inanırdınız. İnan- olma çabasıdır.
masaydınız ve sevmeseydiniz “Yüzüklerin Hay Allah, ‘kızım gibi bir kız’, ki Orhan Pa-
Efendisi” dünyanın en çok okunan/izlenen muk’un “teyzem gibi bir teyze’sinden intihal-
kitabı/filmi olur muydu! Demem o ki büyü- dir, benzetmesi yukarıdaki betimlemeye nasıl
lüdür kuyunun içinde sallanan suyun kapka- da yakıştı.
ra ışığı. Baksaydım, o gözlere, kuyuya düşüp Sanatçılar, ‘intihal’in, okurların çoğunun hır-
asla çıkamayacağımı biliyordum.” sızlık anlamına geldiğini bilmediklerini düşün-
Tamam dedim, altını çizdiğin bölümü atıyorum düklerinden hırsızlıklarını gizlediklerini zanne-
ve altında “1990 yılıydı.” diye başlayan senin derler. Edebi bir söyleyiş ya da terim olduğuna
kurguladığın bold yazılmış bölümü ekliyorum. inandıkları için kullandıklarını sanmıyorum.
İyi düşündün, epeyce etkileyici oldu. Anlatının ilk paragrafındaki sahneyi II. Dün-
ya Savaşı’nı anlatan bir belgeselden çaldığı-
III mı söylemesem de olur! Oysa daha kötüsünü
Elbette pek çok yazaroğlunun “romantizm”den yaptım! Alman askeri, Frisch adını ben uydur-
kurtulamamasını anlayışla karşılamalıyız. Dü- dum, Rus esiri gerçekten özgür bırakıyordu
şünsenize Frisch ile yaptığımız bu söyleşiyi ol- izlediğim belgeselde!
duğu gibi kullanabilir miydik? Yazsaydık savaş Bu bağlamda ‘intihal’apaçık bir hırsızlıktır
suçlusu değil, savaş kurbanı bu adam, seksenli ama postmodern tavır bu tür aşırmalara daha
yaşlardan sonra sokağa çıkıp dolaşabilir miydi? sükseli bir terim bulmuştur: Kolaj!
Frisch’in anlatısı yanında arkadaşımın yazdığı/
değiştirdiği bölümün, özellikle son paragrafın,
Frisch’e değil de yazma şehvetine kapılmış bi- antsanat
70 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 71
