Page 81 - ANT SANAT 12
P. 81
“sakın ondan şiir okumasını isteme” diye fısıl- Aldığım gece, bu mektuplar kitabını okuyup
damıştık; ama o yalvarıp yakarmamıza kulak sonra geri verdim, bir daha da 40 yıl hiç gör-
asmadı ve biz, böylece ilk kez “Pantolonlu Bu- medim. Kitaptan, Mayakovski’nin, mektupları-
lut’u” dinledik. Yer kazanmak üzere iki odayı na çizdiği küçük köpek figürü aklımda kalmış,
birleştiren kapı çıkarılmıştı. belki de bütün yazılanlardan daha çok bu çizim
Mayakovski, kapının pervazına yaslanmış, beni etkilemişti. Eşim Ayşegül, ‘’nasıl bir re-
ayakta duruyordu. Ceketin iç cebinden küçük sim, hatırlıyor musun’’ diye sordu. Hemen ka-
bir defter çıkarmış, şöyle bir göz atmış, sonra ğıda, hatırladığım kadarıyla çizip gösterdim ve
yine cebine koymuştu. Gözlerini bana dikmiş, doğru hatırlıyor muyum diye çok merak ettim.
dalgın dalgın bakıyordu. Sonra, kalabalık bir Fakat çizimleri karşılaştırmak için kitabı bul-
dinleyici karşısındaymış gibi, bakışlarıyla bü- mam gerekiyordu, o an için kitabı bulamadım
tün odayı taradı, girişi okudu ve birden bana ama internette Mayakovski’nin çizdiği köpeği
dönüp, unutulmayacak, coşkunluğu dizginle- buldum.
nen bir sesle, şiir değil de, düz yazı okurmuş- 40 Yıl sonraki bir hatırlama için fena sayılmaz.
çasına sordu: Evet, bir kitabın içinde rastladığım küçük bir
“sıtma sanıyorsunuz değil mi? çizim, ömür boyu keyif aldığım karamalar
oysa Odesa’daydı, Odesa’ da…’’ yapmama neden oldu ki bu durum,
mektuplardan zarflara taştı.
Başlarımızı kaldırıp gözlerimizi ona dikmiştik,
şiiri bitirene dek bakışlarımızı bu olağanüstü Pantalonlu Bulut düz yazı şeklinde bir şiir, ben
gösteriden alamadık. Mayakovski aldığı tavrı Ataol Behramoğlu’nun çevirisini beğendim.
bir kere olsun değiştirmedi. Hiçbirimize
bakmıyor, ağlayıp sızlıyor, alay ediyor, kızıp Pelteleşmiş beyninizde
köpürüyordu. Hakkını arıyor, sayıklıyor ve her kirden parlayan bir kanepede yan gelip yatan
bölümün arasında kısa bir süre duruyordu. Bir semiz bir uşak gibi
de baktık bitirmiş, masaya çökmüş, bile bile hayal kuran düşüncenizi,
takındığı kayıtsızlıkla çay istiyor. Ben, elim kanlı bir yürek parçasıyla tedirgin edeceğim,
ayağıma dolaşarak bir çay dolduruyorum ona dalga geçeceğim, geberesiye küstah ve zehir dilli.
semaverden, yüzüm al al, Elsa’nın ağzı kulak- Tartışmamanın konforuna öyle daldık ki, ödü-
larında olacakları adı gibi biliyordu...’’ müz kopuyor dostlarla bile en ufak bir konuda
farklı bakış açılarını yarıştırmaya. Halbuki gö-
zümüzün önünde bitirdiler Cumhuriyeti, konu-
şacak, konuşmamız gereken çok şey vardı...
- ve gök gibi, renk değiştirerek ansızın -
ister misiniz
öylesine yumuşayım, sevecen olayım ki
öylesine
hani, erkek değil de, pantolonlu bir bulut de-
sinler bu…!
antsanat
80 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 81
