Page 83 - ANT SANAT 12
P. 83
bu serüveni konuşuyoruz. çalışmakta olan ilkokul bebe-
Onlara soruyorum, ‘Böy- lerini gözlemlemekle geçirdi-
le bir sanatevine giren, bu ğim anlar. Hedef kitle bu kitle.
atmosferi yaşayan insanın Ve çocuklar, kentlerde böyle-
kafasında hangi sorular do- si mekânların kurulması için
laşır? Yüksek gelir getiren zorlama getirici güce dönecek
onca iş varken neden bir ilerde. Devletin sanata, sanat-
sanatevi işletmek? Üstelik çıya ilgisine, yardımına Diyo-
Kaleçi’nde fiatlar astrono- jence bakıyorum. Hiç kimseye
mik boyutlara ulaşmışken... amaçlarımızdan taviz verme
Düzenlemesi de restore niyetinde değiliz çünkü. Za-
edilmiş öteki Kaleiçi evle- man zaman artık FM dinle-
rinden farklı görünüyor. meye başladım diyen kişilere
Bunca etkinliğin gerçekleş- rastlamak, buraya konuk ola-
tirildiği başka bir kurum az rak gelen kimi sanatçılarda
olsa gerek? Burayı işleten insanların maddi ve yerleşme eğilimi doğması; sonbaharda gelen
manevi olarak beklentileri ne? Devletin sana- turistlerin ‘bu memlekette hiç sanatçı yok sa-
ta, bu tür kurumlara yardımı konusunda Sana- nısıyla dönüyorduk’ biçiminde düşüncelerini
tevi’nin bakışı nedir?’ dile getirmesi bizi onurlandırıyor. İsteyen bu-
Hatice, sözü Safai’ye bırakıyor: rada etkinlik yapabiliyor. Örneğin, 10 Mart’ta-
“Herkesin bir yaşam biçimi, doğruları vardır. ki Kadınlar Günü’yle ilgili yapacakları etkinlik
Benimkiler sıradan insanınkilere uymuyor. için Antalyalı kadınlardan birkaç yüz bin lira
Ben artı değer değil, artı insan teorisine ina- istenmiş. Biz, para istemediğimiz gibi destek
nıyorum. Sözün özü bu. Toplumsal yargılar, be- de oluyoruz.”
ğeniler ve doğrulara karşın ödün vermeksizin 1993 yılında “Bu kadar ütopik olmanın lüzumu
kendi doğrularımı teoriden pratiğe dökmenin yok!” diyen anlayışın da işine gelecek olay ger-
bir şekli oldu Kaleiçi Sanatevi. Sıradanlığa karşı çekleşir: Sanatevi yanarak veya yakılarak mı
sıradışılık, kültürsüzleştirme politikasına, ara- bilinmez, bir kültür-sanat cinayet işlenir.
beske karşılık kültürel bombardıman temel çıkış Hatice Boztepe bir röportajında anlatıyor:
noktamız oldu. Gerçekte böyle bir fırsat kollayıp “1987’de planlayarak başlamıştık. Konuk oda-
duruyorduk. Adamın birini dolduruşa getirip Ka- mızda nice tanınmış sanatçıları ağırlamıştık:
leiçi’nde bir ev satın alması ve restorasyon gi- Ressamlar, şairler, yazarlar.. Aziz Nesin, Nezih
derlerini karşılamasını sağlandık... Aziz Nesin’in Danyal, Orhan Taylan, Fikret Otyam, Abbas
deyişiyle, genelev açmak varken sanatevi açma- Sayar gibi… Neden yandığını bilmiyorum, ama
nın işadamlığı açısından aptalca bir girişim ol- acısı hala içimdedir.”
duğunu bilmekteyiz. Ancak, azgelişmiş ülkelerin Eğer bugün Antalya tutucu bir taşra kenti ol-
yarım yapıldak aydını olmanın bile bireye belli maktan uzaklaşmışsa, bu adı bilinen ve bilinme-
yükümlülükler getirdiğine inanıyoruz. yen insanlar sayesindedir. Onlara selam olsun.
Gene Aziz Nesin’e geliyoruz. ‘Birkaç kentten
böyle deliler çıkar’ diyor. Ve benim en mutlu Not: Nisan 1991’de yayımlanan Antalya Kül-
anlarım cumartesi sabahları bir yandan klasik tür-Sanat etkinliklerinin örnek listesi.
müzik dinlerken, öte yandan resim yapmaya
antsanat
82 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 83
