Page 19 - ANT SANAT 13
P. 19
Böyle başlamak istedim izninizle. Akdeniz’in lerinin onlarla, yüzlerle denize döktüğü, tek
hemen kıyısındayız. Akdeniz mavisiyle ve gü- yön gidiş biletleriyle canlarını kuzeye atmaya
neşiyle bizi sarıp sarmalıyor ama koca dalga- çalışan sığınmacı “güneyliler”le de birlikte Ak-
larını ve oradaki kanı unutmadan barışı konu- deniz’i düşünmek durumundayız. Bu bakımdan
şalım istiyorum. iki Akdenizli’ye gönderme yapmak istiyorum.
Biri, Federico Garcia Lorca, ki “şairlerin ay ışı-
Yukarıdaki metin, 27 Ekim 2023’de, tüm ileti- ğı “diyorum ona, güneşten çok ayı yüceltmiş
şim araçları kesilmişken ve yazının kimselere olduğu için. Lorca, “duende”den bahsediyor,
ulaşmasının umulmadığı bir zamanda Haydar “toprağın sihri”, bir eylem, bir kadir olma biçimi
el- Gazali tarafından yazıldı. Diğer konuşmala- değil, bir düşünme de değil bir mücadele ola-
rın yanında polemikmiş gibi dursa da ben bu- rak tanımlıyor. Duende bir yeti değil, canlı bir
radan başlamak istedim. üslup, kanla ve toprakla yakından ilişkili. Antik
bilgilerimizle, antik kültürlerle ilgili “eylem ha-
Akdeniz tabii ki plajlar, tabii ki Eros demek, linde yaratıcılık” diyor duende için. Lorca’ya
ama Akdeniz aynı zamanda kan ve felaket de göre duende, her yerde ama en çok müzikte,
demek. dansta ve söze dökülen şiirde. Yani tüm can-
lı biçimlerde, sürekli olarak doğan ve ölmeye
Hepsi birarada Akdeniz’in yaratıcılığı galiba mahkûm oluşuyla da güzel olan bu biçimlerde
hepimizi sarsmaya devam ediyor. Nitekim, şu var olageldiğini söylüyor Granadalı Lorca. Bir
topraklardan az uzakta, yine Akdeniz’de, Pla- başka Akdenizli, absürdün yazarı, Yabancı’nın
ton’dan önce düşünce dünyasındaki herkese yazarı Camus, biliyorsunuz Cezayirli, Ceza-
yol açan Efesli Herakleitos “polemos pater yir toprağını tanımış ve orada yetişmiş biri-
panton” demiş. Yani “çatışma herşeyin baba- si. İlginçtir o da şöyle diyor: “Umut, sanılanın
sıdır”. Burada çatışma, savaştaki çatışma değil, aksine, baş eğmekle ilgili, pasif bir duygudur,
düşüncelerin çarpışması anlamında. Anlıyoruz bir nevi pasif barış durumudur; oysa, hayatın
ki, ta Homeros’a kadar geri gidersek, barışın bizzat kendisi baş eğmemekten ibarettir”. İşte
olabilmesi için -ki bizim de temamız “Akdeniz bu sürekli mücadele meselesi, Herakleitos’un
ve Barış”- önce bir mücadele ve çatışma ge- polemos pater pantom’u, kaostan doğan yara-
rekiyor. Akhilleus’un öfkesi biraz Zeus’un ve tıcılık meselesi Akdeniz’i güzel tanımlıyor.
tanrıların ortaya koyduğu iradeden kaynakla-
nıyor. Yine de aynı tanrılar bazı şeyleri yasak- Ben aynı zamanda, İzmir Akdeniz Akademi-
lamışlar. Örneğin zehirli oklar atılmasını ya- si’nin başkanıyım. Gerçi daha ne kadar bu gö-
saklamışlar. Bugün olsa kimyasal silâhları da, revim sürer bilmem, ama Akademi’de, sözünü
İHA’ları da yasaklarlardı herhalde. ettiğim Braudel sonrasında iyice öne çıkan bu
“yeni ve acılı” olanın bize ne gibi felaketler ge-
Akdeniz pek çok ilhamın yeri. Braudel, Akde- tirebileceğini sorgularken yazdığım bir metin-
niz’i farklı başlıklarda ele almıştı: İklim, coğ- den kısa bir bölümü sizlere okumak istiyorum:
rafya, insanlar, teknoloji ve tarih. Lâkin bugün “Akdeniz dünya denizleri arasında belki en
Akdeniz’i, Kuzey’in Güney’e ettikleriyle ve fazla arzulanan, hikâyeleri, zenginliği ile yok-
etmeye devam ettikleriyle birlikte düşünmek sulluğu, savaşları ile uygarlıkları, felaketleri ile
zorundayız. Avrupa Birliği’nin (AB) deniz sı- mucizeleri, kahramanları ile kurbanları birbiri-
nırlarını acımasızca koruyan FRONTEX gemi- ne karışan bir mikrokozmos.” Akdeniz bir mik-
18 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 19
