Page 26 - ANT SANAT 13
P. 26
Nihat Kahraman
onu toprağı daha derin bir biçimde dinleme- ılık iniyor her eve, her ağaca elle tutulur bir
ye yöneltmiştir. Camus Akdeniz’in karşısın- çizim, bir yenilik veriyordu” (Yaz, 1993, s.92).
da uzanan taşla, toprakla, kayayla, ağaçla, Camus’nün Cezayir anlatıları denizle rüzgâr-
gökyüzüyle bir olduğunu hisseder; deniz, la doludur, anlatıcı ağaçlarla, ışıkla, taşla, top-
güneş, bitkiler, rüzgar, gökyüzü, güneş arasın- rakla “yıkanır”. Bu doğal yerler işte tanrıların
da kendisinin de katıldığı bir tür diyalog bulun- mekanıdır. Kutsal olanı doğanın içine yerleşti-
duğuna inanır. rir. Tapınak ya da ibadet yeri, artık ikonaların
İnsan elinin şekillendirmediği, çeki düzen ver- ya da kutsal sembollerin değil doğanın olduğu
mediği, kendi halinde, doğal haldeki manzara- yerdir. Burada insanın dünyaya açıldığını söy-
nın uyandırdığı etki önemlidir. Doğanın başat ler, O zaman cenneti de doğada aramak ge-
olduğu bir coğrafya algısı dikkat çeker. Bir rekmez mi? Cezayir’in sarı ve mavi dünyasın-
yağmur sonrası yükselen ışığı şöyle anlatır: da pembe begonvillerin duvarların üzerinden
“Tipasa’da duru denizin üzerinde ıslak göz ka- aşağılara sarktığı bahçelerinde çiçeklerin
maştırıcı bir sabah yükseldi. Bir göz gibi kör- kokusuyla dolar insan. İşte bu, cennettir. Ve
pe, sularla üst üste yıkanmış gökten titrek bir bu doğa algısında mutluluğa davet vardır. Ca-
26 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 27
