Page 40 - ANT SANAT 13
P. 40
kaybolmaktan gocunmamasını öğütler ama “öteki dünya” “öteki hayat” şiirlerinde hep bir
kendi yolculuğu daha çok zamandadır. Fakat özlem olarak anılacak, şiirlerinde belirgin bir
dikkatiniz çekerim, yine su gibi akışkan, de- izlek olacaktır. İçinde yaşadığı zaman kara-
nizler gibi zincirleri içinde dalgalanıp duran ve saldır, kapalıdır. “Güney Rüzgarı” adlı şiirinde
aslında bir yere gitmeyen zamanda, hani şu bir belirttiği üzere, insanın bütün özlemlerini gi-
başka Modernist Tanpınar’ın sözleriyle “Yek- derebildiği geçmişe kalkan gemiler limanlar-
pare ve geniş bir anın parçalanmaz akışında”. da çürümektedir: “Görüyoruz kavuşan günün
Antik çağlara, Helen, Bizans tarihine uzanır, aydınlığında,/ çürümüş teknelerini bitmemiş
tutar, iki zaman dilimini, geçmiş ve şimdiyi üst yolculukların/ artık sevişmeyi unutmuş göv-
üste bindirir, kim olduğunu görmek isteyen deler” “Destansı Öykü”de bütün bir denizcilik
Narkisos gibi, zamanın aynasına bakar. Ve işte tarihi vardır, hep şimdiki zamanla karşılaştır-
denizden bahseden ikinci şiirinde “Denizde dığı: “Bu arada yol alıyor Yunan ülkesi, durma-
Sabah”ta şair erken vakit deniz kıyısında du- dan yol alıyor / Ve eğer görürsek Egenin çiçek
rup doğanın güzelliklerini seyre dalar. Orada açtığını cesetlerle, / bunlar o büyük gemiye
iyisi kötüsü, doğruları yanlışlarıyla kendisini yetişmek için ardından yüzenlerdir/ hiç kalk-
tanıyıp kabul etmesini sağlayan, edebiyatta mayan gemileri beklemekten usanıp-”. Görül-
rastladığımız ani aydınlanma anlarına (epifani) düğü gibi, hem kendini hem çağını anlamaya
benzer bir deneyim yaşar. çalışan bireyi tanımlayan bu dizelerde Seferis
deniz imgesine başvurur. Aynı şiirin “Argonot-
Şimdi kaderi Odysseus’un kaderiyle çok daha lar” bölümünde “Ruha gelince,/Tanıyacaksa
fazla örtüşen Yorgo Seferis’e gelelim. 1900’de kendini,/ Bir başka ruhun/Derinlerine bakma-
İzmir’de doğan şair çocukluk ve ilk gençlik sı gerek,/Yabancı ve düşman, aynada gördük
yıllarını Herakleitos’un da doğum yeri olan onu” derken bu buluşmayı “Deniz bir baş-
Klazomene , şimdiki adıyla İskele’de yaşadık- ka denize karışıyordu/ Martıları, ayı balıkları
tan sonra 18 yaşında Hukuk eğitimi için Paris’e başka” sözleriyle tasvir eder. Deniz hep vardır
gider. 1922’de İzmir’in yakılması, Yunanlıların şiirlerinde, “Burada bitiyor denizin yapıtları/
bozguna uğraması Cevat Çapan’ın deyimiyle, Aşkın yapıtları” diyerek aşkla özdeş kıldığı
binlerce yıllık geleneğin yıkılması onun dünya- deniz, içindekilerle: “Yaz yazabilirsen, elin-
sını alt üst eder ve diplomatlık mesleğinin ge- deki son deniz kabuğuna /Tarihi, adını, yeri/
reği olarak sürekli değişik ülkelerde yaşamak Ve fırlat ki denize batsın” (“Santorini”), bilinçli
zorunda kalması onun kendisini yurtsuz bir anılar deposu olan deniz kabukları, bilinç al-
sürgün gibi hissetmesine neden olur. Nitekim tında yüzen masumiyet sembolü deniz kızla-
doğduğu evi ancak 1950 yılında tekrar ziyaret rıyla. Ve “Bir yıl denizlerde dolaştım Odysseus
edebilecek ve o ziyaretle ilgili olarak günlü- Kaptan’la/ Mutluydum./ İyi havalarda pruva-
ğüne şunları yazacaktır: “Sonra o inanılmaz ya uzanırdım deniz kızının yanına / türküsünü
şeyle, her zaman olduğu gibi, birdenbire kar- söylerdim dudaklarından uçan balıklara baka-
şı karşıya geldik. Cip durdu, indik ve İskele’de, rak/ fırtınada anbarın bir köşesine sığınırdım
Urla’ya giden yolun sağındaki çeşmenin biraz beni ısıtan köpeğiyle geminin” der “Delikanlı”
ötesinde bulduk kendimizi. Ninemin eviyle bi- adlı şiirde. Sonra Ayasofya görünür, ve naylon
zim evin arkasını ayıran kıyıya paralel sokağın çoraplı kadınlara götürür onu kaptan, ve o ak-
ortasındaydık.” Bu ayrılık onun sanatını, düşün şam yanına gidemez denizkızının, utancından.
dünyasını da derinden etkileyecek,“öteki kıyı”, Deniz sevgilidir.
40 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 41
