Page 43 - ANT SANAT 13
P. 43

yağacı”  adlı  şiirde  Eleni  Vakalo  şöyle  der:       İlk kez duyuyordu yaşadığını ve bir ruhu ol-
                    “Bizim evde bir kuşak adalıydı, öbür kuşak              duğunu. Odisseus sularla, ağaçlarla, yemişler,
                    da şehirli/ Bütün gün evde oturan o güzel               hayvanlarla dopdoluydu/ ağaçlar, sular, hay-
                    kadınları,  temizlik  yapan,  ince  entari-  ler        vanlar, yemişler de Odisseus’la dopdolu”.
                    giyen beyaz tenli kadınlar / Şehirliydiler….
                    Babam bir tanrıydı/ onları gözünde ve Ba-               Odisseus  her  şeyden  evvel  kurnazlığıyla,
                    bamın arkasında ninem olurdu, /tek başına,              aklıyla öne çıkmış bir savaşçıdır ve Truvaya
                    o/ adalıydı”..                                          sızmak için tahta at fikrini ortaya atan da
                                                                            odur.  Onun  oldum  olası  üzerinde  hüküm-
                    Bu  yazının  bir  amacı  da  Akdenizlilik  kav-         ranlık  kurma  isteğiyle  ötekileştirdiği  do-
                    ramından  yola  çıkarak  barışa  doğru  nasıl           ğayla ve on yılını denizlerde geçiren bu in-
                    yol  alabiliriz  sorusunu  akıllara  düşürmek,          sanın karayla bu bütünleşmesinde alınacak
                    bu doğrultuda, sonuç bölümünde, andığım                 dersler olmalı. Üç yanımız denizlerle çevrili
                    okumaların  bende  yarattığı  düşünceleri               olmasına  rağmen  biz  Türkler  hep  bir  kara
                    paylaşmak  isterim.  Bunun  için  yine  meş-            halkı  olarak  kaldık,  deniz  bizim  için  hep
                    hur bir Yunanlıya,  Zorba romanının yazarı              “öteki” oldu, onu yaşanacak bir mekan ola-
                    Girit’li  Nikos  Kazancakis’e  başvuracağım.            rak hayal edemedik. “Mavi vatan” kavramı
                    O  da  Homeros’un  destanından  yola  çıka-             hayatımıza daha yakın zamanda girdi. Oysa
                    rak Odissea adlı uzunca bir destan kaleme               bakın  Yunan  şairleri  nasıl  kucaklamışlar
                    alır ve özgürlüğü, yeni dünyaları, tanrıyı ve           denizi, güneşi, iklimi, bitki ve hayvanlarıy-
                    kendi ruhunu keşfe çıkar sözcüklerin deni-              la Egeyi, Akdenizi. Kimliklerini ararken ona
                    zinde ve bir şiiri “Odisseus Doğayla Özdeş-             bakmayı ihmal etmemişler. Keşke politika-
                    leşiyor” başlığını taşır: “Uslanmak bilmeyen            cılar da onlara kulak verselerdi. Çünkü bu-
                    Odisseus başını kaldırdı boşluğa doğru/ ve              gün barışın yolu belki de işte bu Akdeniz-
                    düşüncelerinin korkunç karanlığına daldı./              li ruhla yeniden buluşmakta geçiyor, öteki
                    Dağ  dorukları  gibi  ışıdı  beyninin  kıvrımla-        kıldığımız,  yabancılaştığımız    kendimizle,
                    rı/yer  sarsılıp  karanlık  çözülen  bir  yumak         doğayla,  kadınlar,  çocuklar,  hayvanlar  ve
                    gibi  yayılıncaya  değin;/  gözleri  içine  gö-         öteki dediğimiz kültürlerle, halklarla.
                    mük, salladı ak saçlı başını ağır ağır,/ ruhu
                    tırtılından kopup sırf ipek kesildi/ ve hava-
                    nın boşluğunda sabırla ördü kozasını./Kız-
                    gın güneşin ateşi sönmeye başlayınca, tatlı
                    anılarla canlandı belleği…/İçinin açan gülü
                    yüreğini  emdi,  tasaları  dağıldı/ve  özlemle
                    bitkin teni dipdiri kesildi; / yakıcı bir hale
                    oldu  çevresinde  aydınlık,/  ormanlar  sar-
                    sıldı  derinden  ve  yiğit  okçu/  kımıltısız  ve
                    umutsuz olduğu yere çömeldi; / her yanı-
                    nı saran ormanla sanki gövdesi yeşerdi ve
                    yeşil/  yapraklarla  donandı  aklı;/  dallarda
                    çiyle parıldayınca, Odisseus da ışıdı, /çün-
                    kü bütün gövdesi çiy içinde, ışık içindeydi…….                                                antsanat





 42  Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi                                          Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi  43
   38   39   40   41   42   43   44   45   46   47   48