Page 48 - ANT SANAT 13
P. 48
Mahmud Derviş ise denizle olan diyaloğunu bir Gemilerin enkazında, seslerde kopacak
Akdeniz kenti olan Gazze’den başlayıp anne, Denizin aynalardan çıkışında,
mahkûm prangası, haç, bugün ve gelecekle iç Ve göğün dağılmasında köpük köpük, aklın im-
içe geçen geçmişle bitmeyen çoklu gönderme- gelerden kaçışında
lerle zenginleştiriyor: Ufukta kırılgan…
“Kendiliğimden dönüyorum...
Pencerem uzak olsa annemi görsem Ezelin maviliğine ait bir deniz mi bu
Pranga daha yakın olsa ve kolumdaki nabzı yoksa uçurumu mu tablet kırıklarının?
hissetsem
Deniz daha uzak olsa çöllerden korksam Denizciler, çiftçiler, tepelerin çobanları, Atina-
Ah, keşke her şey her şeyin zıttı olsa da içimde lılar, Kıbrıslılar,
nesneler aşınsa Giritliler, Maltalılar, Endülüslü Kartacalılar, Si-
Ve şeklini alsa gerçek neşenin. cilyalılar,
Uzaklaştık yakınlaştık uzaklaştık Cenovalılar, Portekizliler, hatta zevkten taş-
Ey Mağaradakiler, ayağa kalkın ve beni tekrar laşmış Pompeililer
çarmıha gerin. eşliğinde kıyılarda ortaya çıkan Madeira ço-
Yarın gelecek ölümden geliyorum banları ve onların İberya bulutlarının yanında-
Uzaktaki ağaçlardan geliyorum ki ekşi etli, yitik boynuzlu keçileri… Kafalarını
Ve şimdimin içinde gidiyorum – ki yarınınızdır sizin. dev testilere
Bir zambak gibi soydum denizin dalgasını gömdüler ve yerde yatan halkım için döktüler
Gazze için.” gözyaşlarını.
Nuri el-Cerrah ise “Akdeniz’in Doğusundan Çı- Nasıl geri verebilirim bu enkaz denizindeki
kış” şiirinde, Akdeniz’i bir “yurt” arayışının ve şarkıcının sesine şarkımı
kimlik sorgulamasının sembolü olarak işliyor. Şair Denize onun yürüyen gemilerine
için Akdeniz hem bir başlangıç hem de bir çıkmaz; Deniz ki bir uçurumdur, mezarlık ve sahra…
hem bir umut hem de bir enkaz. Bu uzunca şiirin
her dizesinde, Akdeniz’in dalgalarıyla beraber ha- Var idim ama olmadım.
reket eden, tarihin yükünü taşıyan ve varoluşun
anlamını sorgulayan bir ses duyuluyor. Bu açıdan Bana bir şey söyleme, bana hiçbir şey söyleme
şairin Akdeniz’le kurduğu ilişki, yalnızca bireysel Diplerde boğulanlarız
bir deneyimi değil aynı zamanda insanlığın kolek- Havanın yırttığı ciğerlerle.
tif ruhunu yansıtan poetik bir bağ.
Yıldızlar kaydı gezegenler de.”
“Denizi gemilerle, göğü ufukla doldurduğum-
dan mı ki Şairlerin genel olarak denizle, deniz kıyısıy-
Canavarları besliyor bedenim ve adım la, özel olarak da Akdeniz’le kurdukları bağ-
Ve ellerimin güneşini körlüğe gömüyor! lar güçlü, çoklu ve amaç bakımından çeşitli
ve doğrudan ya da metaforik ifadelerle dile
Gelin, ey zamanın canavarları getiriliyor. Şairler kimi zaman gerçek, somut
Burada olacak kavga ve elle tutulur olgulardan, kimi zaman da sem-
Kıyamet burada kopacak. bolizm, mitoloji ve soyutlamalardan yararlanı-
yorlar. Montale’nin ilk şiir kitabı “Mürekkep-
48 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 49
