Page 56 - ANT SANAT 13
P. 56
Akdeniz: Şu “Bizim Deniz”
Bâki
AYHAN
“Biz medeniler, Akdeniz etrafında, bir havuzun Onlarca dilin konuşulduğu, yüzlerce bandıra-
Kenarlarındaki kurbağalar gibiyiz.” (Platon) nın dalgalandığı, milyonlarca insanın her ay
ve yıl karadan ve denizden temas ettiği bir
“Dörtnala gelip Uzak Asya’dan bölge. Akdenizlilik kültürü, Akdenizlilik psi-
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan kolojisi, Akdenizli duyarlık, Akdenizlilik ruhu
bu memleket, bizim.” (Nâzım Hikmet) böyle böyle oluşmuş tarih boyunca. Buna ilk
dikkatimizi çeken Henri Pirenne, bölgenin ve
denizin tarihini enine boyuna incelemiş, tanık
Özel adlar içinde, özellikle de yer adları için- olunan renkleri, dilleri, yaşantıları, siyasal yö-
de çağrışımı bu kadar zengin olan bir başka nelimleri bize göstermişti. Domatesi Peru’dan,
ad var mı bilmem. Dönem dönem Paris, New okaliptüsü Avustralya’dan, narenciyeyi eski
York, Roma vs. gibi yerler belirli kuşaklar için Arap bahçelerinden, biberi Guyana’dan, mısırı
çok özel anlamlar ifade etti ama kuşaklar de- Meksika’dan alan Akdeniz sadece bu yönüyle
ğiştikçe o yerlerin çağrışımı da azaldı, sönüm- bile acayip, kendine özgü, ele avuca sığmaz,
lendi. Örneğin, “Paris’e git bir gün evvel akl “tanımlanamaz” bir karaktere işaret eder.
ü fikrin var ise / Âleme gelmiş sayılmaz git-
meyenler Paris’e” diyen Tanzimat veya Paris’i İnsanın ticaretle, sanatla, kültürle, gündelik
kutsal mekân gibi gören ilk dönem Cumhuri- yaşamla, gelenek ve alışkanlıklarla değişe de-
yet sanatçılarının imgeleminde bu şehrin tut- ğişe kendine özgü bir ruh yarattığı bölge olan
tuğu yer ile günümüz şairinin imgelemindeki Akdeniz’in edebiyata yansıması da çok renk-
yer arasında denebilir ki zerre kadar yakınlık li bir görünüm arz ediyor. Türk edebiyatında
yoktur. New York için de benzeri bir iddia ileri Akdeniz kültürüne ilk ilgi Tanzimat dönemin-
sürülebilir. Oysa Akdeniz, özel ve zengin çağ- de görülmüş, devrin sözlükçüsü Şemsettin
rışımını hiçbir zaman kaybetmedi; tam tersine Sami’nin hazırladığı Esatir adlı derleme hem
bu çağrışım kuşakların imgeleminde her za- bir sözlük hem de bir ansiklopedi sayılarak
man genişleyerek yaşamayı sürdürdü. Akdeniz mitolojisinin kapılarını bize açmış-
tı. Çok daha eski çağlarda “Akdeniz’i bir Türk
Peki, neresidir Akdeniz? gölü haline getiren” Osmanlıların bu coğraf-
“Haritaya sığmayan yer” diye tanımlanması yanın tarihine ve kültürüne zerre kadar ilgi
sebepsiz değil; gerçekten de hem madden hem göstermemesi, Mısır’ı 400 yıl yönettiği hal-
de manen haritaya sığmayan bir yer Akdeniz. de piramitlere bir kez bile dönüp bakmaması,
Hatay’dan Marsilya’ya, Adana’dan Malta’ya, papirüslere gönül indirmemesi olsa olsa bir
Antalya’dan Portekiz’e uzanan bir coğrafya. kültürel körlüğe işaret eder. Osmanlı münev-
56 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 57
