Page 66 - ANT SANAT 13
P. 66

karakterini kitabıyla ölümsüzleştirir Kazanca-          nus, yani Afrikalı Leo’nun öz yaşam öyküsünü
              kis, “özgürlüğün simgesidir Aleksi Zorba,” der.         anlatır roman.
              Yaşar Kemal’in, çağdaş dünya edebiyatının en            1489’da Granada’da Müslüman bir ailede do-
              etkileyici karakterlerinden biri olan İnce Me-          ğan Hassan el-Wazzan (Afrikalı Leo), 1488’den
              med’i;  bir  “mecbur  insan”dır  yazarına  göre.        1527’ye  kadar  geçen  her  yılını  oğluna,  kendi
              Çukurovalı ya da Akdenizli kanı İnce Memed’i            yaşadıklarını, anne ve babasından dinledikle-
              isyan etmeye zorlar. Abdi Ağa’yı vurur.  Yaşar          rini tarihî gelişmelerle birlikte bir anı defterine
              Kemal, üzerinde yaşadığı toprakların binlerce           aktarmaktadır. Kitap, Hasan’ın hayatında çok
              yıllık geleneğinden aldığı mirasla yazar “İnce          önemli  değişikliklerin  yaşandığı  dört  şehrin
              Memed”i.  Binlerce  yılın  söylencelerinin  etki-       isimleriyle dört bölümden oluşmaktadır: Gra-
              si  vardır  romanında.  Şöyle  anlatır  Yaşar  Ke-      nada, Fas, Kahire ve Roma.
              mal İnce Memed karakterini: “Dünya öküzün               Afrikalı  Leo’nun  ilk  sayfasındaki  sözler,  tüm
              boynuzlarının üstünde durmuyor, mecbur in-              kitabı  özetlemektedir:  “Benim  Arapça,  Türk-
              sanların sırtında duruyordu. Bu dünyayı yara-           çe, Kastilya dili, Berberi dili, İbranice, Latince,
              tanlar, dünyayı dünya yapanlar mecbur insan-            sokak İtalyanca’sı konuştuğumu duyacaksınız;
              lardı. Ölmüşler, öldürmüşlerdi”.                        çünkü bütün diller ve dualar benim dillerim ve
              Panait  İstrait’inin  Akdeniz’i,  Halikarnas  Ba-       dualarım. Fakat ben hiçbirine ait değilim. Ben
              lıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın Altıncı Kıta         yalnızca Tanrı’ya ve dünyaya aidim; ve yakın-
              Akdeniz’i (Halikarnas Balıkçısı’nın yazdıkların-        da bir gün yine onlara döneceğim”
              da bütün Akdeniz coğrafyasına ilişkin bir ta-           Seyahat ve savaşlarla devam eden roman, şu
              rih, antroplojik, sosyolojik bakış  vardır aynı         öğütle  sona  ermektedir:  “Sen  Roma’da  ‘Afri-
              zamanda. Yazıları, Akdeniz ve Ege Kültür ta-            kalı’nın  oğlu’ydun;  Afrika’da  ‘Rûmî’nin  oğlu’
              rihine giriş niteliğinde görülebilir), Lawrence         olacaksın.  Nereye  gidersen  git,  birileri  sana
              Durrell’in  Mekân  Ruhu:  Akdeniz  Yazıları,  Al-       derinin rengini ve dualarını soracak. Onların
              bert Camus’nün Yaz’ı, Amin Maalouf (ki, Ak-             itkilerini  hoşnut  etmekten  uzak  dur!  Oğlum,
              deniz  kültür  havzasını  iyi  tanıyan  bir  yazar.     çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! İs-
              Akdeniz vazgeçilmez bir mekândır onun için)             ter  Müslüman,  ister  Hıristiyan,  ister  Yahu-
              Yüzüncü  Ad  -  Baltasssare’in  Yolculuğu  kita-        di olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler,
              bında, antika tüccarı Baldassare Embriaco’un            ya da seni yitirmeyi göze almalılar. İnsanların
              gizemli yolculuğuna ortak ediyor. Levant kıyı-          görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine
              larından başlayan roman, okuru dönemin ta-              Tanrı’nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle!
              rihsel karakterleriyle birlikte 17. Yüzyılın son-       O’nun elleri çok geniştir. Uzaklara gitmek, de-
              larında Beyrut, İzmir, Sakız, İstanbul, Cenova          nizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı
              gibi  efsanevi kentleri ve limanlarıyla Cebelita-       çıktığı zaman hiç duraksama!”
              rık ötesine Londra ve Amsterdam gibi önemli             Maalouf,  bütün  eserlerinde  bireyler  arasında
              merkezleriyle de buluşturuyor.                          bir kaynaşmadan söz etmektedir. Türkle Ara-
              Maalouf’un,  Granada’da  başlayan  ve  Roma             bın, ya da bir başka ırkın özdeşliğini vurgula-
              sokaklarına kadar varan romanı Afrikalı Leo,            maktadır.  Tarihteki  bütün  savaşlara  rağmen,
              Akdenizli  bir  romandır.  Bir  berberin  sünnet        birlikteliklere vurgu yapmakta, aynı kaderi pay-
              ettiği, bir papanın vaftiz ettiği Hasan ibn Mu-         laşan insanın ortak kaderinden bahsetmektedir.
              hammed  el-Vezzan  ez-Zeyyati  Alias,  namıdi-          Yüzyıllar  boyu  birçok  uygarlığa  ve  dine  ev
              ğer Giovanni Leone de Medici’nin, Leo Africa-           sahipliği yapan Anadolu, bu özelliği nedeniy-





        66    Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi                                                                                                                                                                  Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi  67
   61   62   63   64   65   66   67   68   69   70   71