Page 76 - ANT SANAT 13
P. 76
Ödül Alanlar Masası
9. Antalya Edebiyat Günleri'nin ödüllü yazarları, etkinlik kapsamında eğitimci ve yazar
Tuncer Çetinkaya'nın konuğu oldu. Kutlu, Işık ve Arat'la gerçekleştirilen söyleşi,
özellikle Ayla Kutlu'nun ilk kez günışığına çıkan anılarıyla dikkate değerdi.
Özgür
MARANGOZ
Hoşgeldiniz... 9. Antalya Edebiyat Günleri’nin Antakya değişik bir toprak parçası. Bir süre
bu bölümünde ödüllü yazarlarımızla buluşa- Fransızların etkisinde kalmış; sömürülmüş mü
cağız. İlk sözü Onur Ödülü sahibi değerli ya- bilmiyorum. Halkına ilişkin bugüne kadar hiç
zarımız Sayın Ayla Kutlu’ya vermek istiyorum. anlatmadığım; ama beni çok etkileyen bir öykü
Antakya edebiyatınızı nasıl etkiledi? ile sözlerime devam etmek istiyorum. Babam
Öncelikle herkese bir miktar sabır, bir mik- hem öğretmen hem gazeteciydi. Hem resim
tar gülücük ve bir miktar da hüzünlenme vaat yapar hem de ud ve keman çalardı. Osman-
ediyorum. 1938’in 14 Ağustos günü Antakya’da lı’nın son dönemlerinde Çapa’da tesadüfen iyi
doğdum. Doğduğumda herhalde yazar olacağım yetişmiş devlet elemanlarından biriydi. Gaze-
belliydi; çünkü hiç bağırmamışım. Biliyorsunuz teciliği sayesinde girişken bir adamdı. Bir gün
yazarların çok işi olur. O yüzden kuru gürültü “Hadi kızım, seninle bir adamı ziyarete gide-
çıkarmak için bir nedenleri yoktur. Otururlar, lim.” dedi. Biz baba-kız el ele tutuşup bir eve
başlarını önlerine eğerler… Sonuçta ben de, gittik. Okula henüz başlamamıştım. Altı ahır,
“Aldı kalemi eline, gör bakalım Ayla Kutlu neler üstünde insanların oturduğu iki katlı bir evdi.
der” misali doğmuşum. Çok küçük yaşımda işi Bizi bir odaya aldılar. Odada bir yatağı, o ya-
şarkıcılıkla başladım. Babam akşamcıydı; çok takta da yaşlı ve hasta bir adam vardı. O tarih-
kültürlü bir ilkokul öğretmeniydi. Savaş yılla- lerde sıtma çok yaygındı. Nereden tanışıyorlar
rıydı, evimizde ekmek yoktu, yemek yoktu, ama bilmiyorum, ama babamı görünce sevindiler.
çok kitabımız vardı. İki erkek kardeşimle biz, Babamla konuşurlarken ben de sağa sola ba-
karnımızı kitap okuyarak ve onları parçalayarak kıyordum. Odanın birinde duvara yapıştırılmış
doyururduk. Kitap parçalamak bir oyundu. Milli Piyango biletleri vardı. Gidip babama,
Türkiye’nin çok zor koşullarında, üstelik de bunları neden koymuş diye sordum. Babamın
Hatay’da doğuyorsunuz. Uzun yıllar Fransızla- dikkatini çekmemiş olacak ki, o da adama sor-
rın işgali altında kalmış, müthiş milliyetçi duy- du. Adam, “Tayyare Piyangosuyla Milli Piyango
gulara sahip bir yer. Bunlar sana açlık duygusu- biletleri hocam.” dedi. Babam da “Bunlara bir
nu unutturacak kadar heyecan veren şeylerdi. şeyler çıkmıştır herhalde, değil mi?” diye sor-
Bu heyecanı dört yaşındayken algılamaya baş- du. “Bilmiyorum” dedi adam. Babam, “E, peki
ladığımı söyleyebilirim. Her şeyim erken oldu sen neden aldın bunları” diye sorunca, adam,
benim. O yüzden sakın uydurduğumu sanma- “Hava Kuvvetlerine yardım etmek için çocuk-
yın sakın. Hepsinin altına imzamı atarım. larıma para veriyorum, onlar biletleri alıyorlar,
76 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 77
