Page 91 - ANT SANAT 13
P. 91
Halk şiirini biraz böyle mi düşünmeliyiz, Ama muhabbet erbabı olması lazım.
sanki kalıplaşmış söyleyişler üstüne gibi…
Yukarıda saydıklarımızdan, örneğin “oku- Bilmek acı çekmeye razı olmaktır. Bilen biri
duklarımız” eksik olabilir mi. Ama diğer yan- olarak çok mutlu, babacan sevgi dolu olmayı
dan onların daha mistik bir antenleri oldu- başarmak müthiş bir şey. Ülkemizin en say-
ğunu mu düşünmeliyiz? gın felsefecilerinden birisiniz. Bilme, sizin
Yoo ben o kalıpları sadece anlatım yolu olarak için doğal bir sonuç. Sizinle söyleşi yapma-
görüyorum. Kalıpların içine yepyeni ve müthiş ya karar verince şöyle bir soru geldi aklıma:
duygular, düşünceler koyabilirsiniz. Divan şiirin- Bilenler aslında hakiki mutluluğu yakalayan-
de de bu vardır. Yani biçimi yenileştirerek içeriği lardır. Çünkü bildiğiniz için acı çektiğinizi
de yenileştireceğimizi sanmak bir yanılgıdır. bilirsiniz. Bu acının kaynağı bireysel, hatta
ulusal bile olmayabilir? Evrensel bir kaygı,
Size ODTÜ’nün efsane hocası diyorlar,neden? insanlıkla ilgili büyük beklentiler diye dü-
ODTÜ’deki odam hâlâ duruyor… hepsi bu! şündüm. Dolayısıyla bu “erdemli bir acı”dır.
Bilmiyordum, abartmışlar. Şimdi bazı dükkânlar Erdemli acı da insan olmamızı bize en yoğun
vardır, müşterisi azdır. Alıcısı az olan dükkânlar… duyumsatan bir durumdur. Sonuçta bu acı
Böyle bir oda, “dükkân”, da yaşıyorum ben. Bi- diye nitelediğimiz aslında acı değil, erdemli
lenler gelir yalnızca. Benim için bir oda ayrılması olduğumuzu bilmenin hazzı olabilir mi?
ODTÜ’de değerlidir. Bunu pek az kişi bilir. Çok güzel söylediniz; tam da öyle.
Tevazuunuz size çok yakışıyor, bu hep gü- Bilgelik galiba…
len, pozitif enerji yayan, nasıl diyeyim… hah
“çelebi” bir yanınız var. Bu yüzden o dükkâ- Mutsuzluk ahlaksızlıktır…
nı ziyaret etmeyi çok isterim. Az kişi dediniz Bilgelik demeyelim, o zor bir şey, insan zaman
ama ben çok kişi diyeceğim odanızı bilen- zaman bilge olabilir. Ben mutluluğu karakter
lere! Çünkü öyle odalara gidenlerin sözünü özelliği olarak algılıyorum, dürüstlük gibi bir
ettiğiniz “tin” sahibi, nevi şahsına münhasır şey. Mutsuzluk ahlaksızlıktır. Mutlu insan acı
kişiler olduğundan kuşku duymuyorum. çeker. Bu ahlaki bir sorundur.
Yukarıda söyledim, benim gençliğim ruh ça- Mutlu iseniz başınıza belalar gelebilir. Mese-
ğırma, Nazım, Hilmi Ziya, Dostoyevski… kar- la ben H. Cahit’in böyle bir karakter olduğunu
şıtlıklar içinde geçti. Biraz dünyaya isyan eden düşünüyorum. Sanırım belalarla karşılaşmış-
ama daha çok derviş meşrep, matematiği se- tır, acılar çekmiştir ama ona baktığımda hep
ven ama diğer yandan büyük şiirlerle coşup mutlu ve iyimser bir insan görmüşümdür.
sapıtabilen bir kişiliğim olduğunu düşünüyo-
rum. Tüm bu karşıtlıkları yaşayan biri olduğum 9. Antalya Edebiyat Günleri’nin teması Ak-
için galiba yakınlarda, yetmiş altı yaşında, ka- deniz ve Aşk. Bu konuda neler söylemek is-
fayı çektim, aracımla iki arabaya çarptım. Tabii tersiniz? Elbette sizin “aşk, ten, gönül, can”
ehliyeti kaptırdık, eşimden de paparayı yedim. ile biçimlendirdiğiniz özgün felsefeniz de var.
Şimdi sohbet; ne denir, mangal yürekli adam-
larla sohbet ki, sevgidir, severim. İslam termi- “Aşk, can, güzellik, doğurma” ya da biz ölüm-
nolojisini bilirim; bir muhafazakârla, bir sosya- süz ölümlüleriz!
listle, bir sosyal demokratla sohbet edebilirim. Dünkü oturumda anlatmıştım. Önce aşk var
90 Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi 91
