Page 93 - ANT SANAT 13
P. 93

ortaya dökülmesine itiraz olarak yeni moder-            bu özelliği şiiri diğer sanatlardan zor mu kı-
                    nden söz ediliyor.                                      lar? Kuşkuluyum. Çünkü o sözcüğün yönünü
                                                                            değiştirmeden, anlamını boşaltmadan şair na-
                    Benim için çok aydınlatıcı oldu bu. Dünyada             sıl kullanacak malzemesini? Dolayısıyla Hegel
                    bu  konuda  neler  yazılıp  çizildiğini,  nelerin       acaba  bu  boşaltma,  yani  tahliyeyi  kastetmiş
                    konuşulduğunu  yeterince  bilmeden  sordu-              midir bilemiyorum. Şunu söylemek istiyorum,
                    ğum bir soru oldu sanırım.                              sözcüğün  yönünü  ve  anlamını  boşaltmalıdır
                    Olabilir… Şimdi bir Fransız düşünür, Derrida,           şair. Baksanıza yahu sözcüklerin içi gibi çev-
                    “tarihin akışı bir sarkacın hareketleri gibidir”        remiz  de  tıkış  tıkış!  Bence  basmakalıp  kulla-
                    diyor. Bunu biraz da çarpıtarak ben şöyle an-           nımları ve anlamları tahliye eder şair ve sonra
                    lıyorum:  Modernizmin  bazı  sıkıntıları  vardı;        kendi bir tin yükler. Mesela ne diyelim Yahya
                    insanlar  bunlardan  sıkıldı,  rahatsız  oldu.  Ka-     Kemal. “Ölüm” sözcüğünün içini boşaltmış ve
                    fesi  kıralım,  deli  gömleğini  çıkaralım  dediler.    ona kendisi yeni bir ruh üflemiştir.
                    Böylece sarkacın öbür yanına geçtiler/geçildi.
                    Ama galiba artık kantarın topuzunu kaçırdığı-           “Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde” dize-
                    mızı görmeye başladık. Bu soruyu Baki hocaya            sine bir gönderme oldu galiba… Sizin  “ölüm-
                    sorsaydık keşke!                                        süz  ölümlüleriz  biz”  sözünüzü  de  düşü-
                                                                            nürsek  söyleşiyi    Rindlerin  Ölümü’nden  şu
                    Hegel’in bir sözü hep kafamı kurcalamıştır.             dizelerle bitirelim mi.
                    “Sanatların en zoru şiirdir.” Bunu okuduğum-            “ Ölüm âsude bahar ülkesidir bir rinde;
                    da açıkçası çok şaşırmıştım. Örneğin müzik              Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
                    çok daha zor olmalı demiştim, büyük beste-              Ve serin serviler altında kalan kabrinde
                    lere  hep  hayran  olmuşumdur  çünkü.  Oysa             Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.”
                    Hegel’in  bu  savını  desteklemek  için  söyle-
                    dikleri bana tutarlı geldi. Diyordu ki, her sa-         Size “çelebi”yi yakıştırmıştım, “rind” daha mı
                    nat kullandığı malzemeyle üretilir kuşkusuz,            uygun bilemedim.
                    şiirin  malzemesi  sözcüklerdir.  Sözcüklerin           Sevgili  Ahmet  İnam  Antalyalı  olmanızı  yü-
                    bir tini vardır, oysa taşın, mermerin, çıplak           rekten  diliyorum.  Bu  muazzam  birikimini-
                    seslerin, renklerin bu anlamda bir tini yok-            zin,  entelektüel  kişiliğinizin  kentimizi  zen-
                    tur. Bu durumda şiir “tinselleştirilmiş olanın          ginleştireceğinden  kuşku  duymuyorum.  Bu
                    bir  kez  daha  tinselleştirilmesidir.”  Bu  beni       bir dileğin ötesinde bir gözlemdi! Ne zaman
                    ikna etmişti ama yine de kuşkularım tümüyle             yerleşiyorsunuz Antalya’ya.
                    ortadan kalktı diyemem. Bu konuda siz neler             ( Gülüşmeler… )
                    söylersiniz?                                            Evler pahalı burada, durun bakalım, yılbaşına
                    Şimdi,  bu  Hegel’in  bakışı  olabilir.  Şu  da  var,   az kaldı, bir piyango bileti alayım!
                    hah,  Schopenhauer  ile  Hegel  çağdaştır.  Aynı
                    saate  koyarlar  derslerini.  Schopenhauer’in           Sevgili  Ahmet  İnam,  ne  güzel  bir  sohbetti,
                    sınıfı  boşken  Hegel’inki  dolup  taşar.  Garibim      tadı damağımda kaldı. Çok teşekkür ederim.
                    Schopenhauer  çılgın  bir  filozoftur  tabii.  Mü-      Ben teşekkür ederim.
                    zikle de ilgilenir. Sözcüğün bir yönü yani an-
                    lamı var. Bu anlam ve yöne tin diyoruz galiba,
                    ben  öyle  anladım,  malzeme  olarak  sözcüğün                                                antsanat





 92  Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi                                          Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Dergisi  93
   88   89   90   91   92   93   94   95   96